SONUN BAŞLANGICI / Öykü
- Düş ve Mitos

- 25 Mar
- 2 dakikada okunur

SONUN BAŞLANGICI
Hasan Çelikkol
Öykü
İçerisi, cehennemin kadife kaplı bir odası gibiydi. Mumlarla aydınlanan geniş salonun duvarları koyu kırmızı perdelerle örtülüydü. Tavan çok yüksekti ve havanın içinde tütsüyle karışık bir koku vardı.
Önce maskelere takıldı gözlerim. Kadın, erkek fark etmiyordu. Herkesin yüzünde değişik maskeler vardı. Altın, gümüş, siyah… Bazıları hayvan suratını andırıyor, bazıları eski tanrıların yüzünü. Gözleri göremiyordum.
Ortada bir sunak vardı. Taştan oyulmuş, üzerinde eski yazılar. Kadim, anlamadığım ama insanın ruhuna dokunan işaretler. Çıplak genç kızlar sunağın etrafında dans ediyordu. Vücutları terden parlıyor, dudaklarından garip mırıltılar dökülüyordu. Bazen dua gibi, bazen zevk çığlığı gibi. Sonra oradakiler maskelerinin ardında birbirine yöneldi. Kadınlar kollarını erkeklerin boynuna doladı. Dudaklar, bedenler birleşti. Çığlıklarla karışmış sesler salonun içinde yankılandı. Sonra sunağın üstünde, kırmızı bir şarap kabı dolaştırıldı. Herkes dudaklarını dayadı. Sonra anladım ki şarap değildi. Daha koyu, daha ağır bir sıvıydı.
Arka tarafta siyah elbiseli iki adam belirdi. Ellerinde kitaplar, deriyle kaplı, üzerinde aynı kadim işaretler. Koro halinde mırıldanmaya başladılar. Sözler yabancıydı ama içimde eski bir yankı uyandırdı. Sanki bu kelimeler, dünyanın yaratılışından kalmaydı. Kadınlar ve erkekler, birbirine sarılmış, maskelerin ardında çığlık atarken o sözler daha yüksek çıkıyordu. Ritüel, şehvetle kutsal bir ayin arasında bir yerdeydi.
Ve ben… Orada ne gördüysem, artık eski ben değildim.
Bir kadın maskesini çıkarıp yüzünü bana doğru çevirdi. Gözleri karanlıkta parlıyordu. Parmağıyla beni işaret etti. Arkamda sert eller hissettim. Bileğimden yakaladılar. Kollarım arkama büküldü. Omzumdan içeriye zehir gibi bir acı yayıldı. Kendimi kaybetmeden önce bir maskeli adamı gördüm, elinde küçük bir şırınga vardı.
Dünyam birden karardı.
x
Gözlerimi açtığımda soğuk bir taş zeminin üzerinde, yarıçıplaktım. Bedenim, zincirlerle yukarıya çekilmişti. Kollarım tavana demir halkalara bağlanmıştı.
Karanlık bir zindandı burası. Nemli, rutubetli, kokusu ağır. Duvarlarda paslı zincirler, demir kancalar. Ama en kötüsü duvarlara sinmiş izlerdi. Kimi yere sıçramış, kimi yerde sürüklenmiş lekeler. Yıllar boyunca kaybolmamış çığlıkların kanıtı.
Karşımda bir siluet belirdi. Yavaşça yaklaştı. Yüzünde yine o lanet maske. Altınla kaplı, üzerinde garip semboller. Gözleri görünmüyordu ama bakışını iliklerimde hissettim.
“Yabancı,” dedi boğuk bir ses. “Buraya gizlice ve kendi isteğinle geldin. Ama bundan sonra olacaklar senin seçimin değil.”
Maske hafifçe eğildi. Tuhaf kelimeler mırıldandı. Her kelimeyle birlikte sanki duvarlardaki gölgeler kıpırdanıyordu. O an anladım ki bu, sonumun başlangıcıydı.
X
Zincirlerin ağırlığı kollarımı parçalıyordu.
Ayak sesleri yaklaştı. Maskeli figür önümde durdu. Yüzünü seçemiyordum ama bakışları içimi deliyordu.
Arkasından siyahlı iki kişi daha geldi. Ellerinde eski kitaplar. Mırıldandıkları kelimeler insan sesi gibi değildi. Her kelimede hava ağırlaştı. Gölgeler duvarlardan ayrılıyor gibiydi. Sonra bir kadın yaklaştı. Maskesi beyazdı, üzerinde kırmızı çizgiler. Elinde bir tas vardı. İçinde koyu, pıhtılaşmış sıvı... Parmaklarını daldırıp göğsüme sürdü. Soğukluğu, derimden kemiklerime geçti.
Sonra onu gördüm. Elinde uzun bir hançer. Parlayan çelik, mum ışığını yansıtıyordu. Yavaş yavaş yaklaştı. Gözlerim, maskesinin siyah boşluklarına kilitlendi. Bir an sessizlik oldu. Sonra hançer, göğsümün ortasına girdi. Sıcaklık birden yayıldı, ardından buz gibi bir boşluk.
Kalbim durdu.
Zincirler çözüldü. Kollarım serbest kaldı ama bedenim bana ait değildi artık. Zincirleri çözdüler. Bütün ağırlığım boşluğa düştü. Taş zemine çarpan bedenimin sesi, bu uğursuz koroya son bir nota gibi eklendi.
Ve ben… Ölüydüm.
Dünya dönmeye devam ediyordu. Bense orada, bir hiçliğe gömüldüm.
Otuz iki yaşında, uzun boylu, güçlü kuvvetli biriydim ben. Bu evde neler olup bittiğini neden merak etmiştim ki?




































































































Yorumlar